Kuruyemişlerin pek
çok yararı var. Örneğin beyaz leblebi zayıflamaya yardımcı oluyor. İşte
kuruyemişler ve faydaları...
Badem Beden ve zihin yorgunluğunu giderir.
Böbrek ,mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı karaciğer
ve böbrek ağrılarını hafifletir.
Fındık Vücuda
kuvvet verir. Kalp rahatsızlıklarının en önemli nedeni olan yüksek kolestrolün
düşürülmesinde en önemli ilaçtır. (%25.2 oranında)İnsan vücuduna yaralı
kalsiyum, demir, karbonhidrat, yağ ve çinko ile metabolizmayı düzenler,
kemiklerin gelişmesini sağlar.E vitamini açısından zengindir. Kansızlığa karşı
koruyucu etki yapar.Kanser yapıcı etmenlerin oluşmasını önler yada oluştuktan
sonra onları etkisiz hale getirerek vücudu korur.
Antep
fıstığı Antep fıstığında kolesterol yoktur.
Kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır.
Antep fıstığı, protein yönünden 2 kat,fosfor yönünden 4 kat etten daha
üstündür.İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini
önler.
Yer
fıstığı Vücudun gelişmesini sağlar. Beden ve zihin
gücünü arttırır.Göğsü yumuşatır. Öksürük söktürür.
Kabuklu yer
fıstığı İçeriğinde sabit yağ ve proteinli
maddeler vardır. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir.
Beyaz
leblebi Mide suyunu çekmede ve zayıflamak
isteyenler için açlıklarını bastırmada önemli bir işleme sahiptir.
Sarı
leblebi Hammaddesi nohuttur.Vücudu
kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.
Ayçekirdeği Ayçekirdeğinin içeriğindeki yağ damar
sertliğini giderir. Kalp, sinir hastalıklarını önler. Bol E vitamini ve protein
içerir. Cinsel gücü arttırır. İktidarsızlığı önler.
Kabak
çekirdeği Mükemmel bir kurt ilacıdır. Günde
çocuklarda 10-15 adet,büyüklerde 20-30 adet kabak çekirdeği yenmelidir.Tenya
solucanlarını gidermek için de kabak çekirdeği iyi bir ilaçtır.
Mısır Yüzde
18.3 gibi yüksek oranda lif içerir. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat
enerji seviyesini yükseltir. İçinde protein, kalsiyum,demir,fosfor, A vitamini
bulunur.
Hele bir de farklı tatlardaysa... Bir de üstüne şifalıysa... Daha ne istenir ki? Olsa olsa bir simit...
Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor.
Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun
süreceğini belirten uzmanlar, "Bitkiler hastalığa yakalanmadan önce
önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki çayları,
kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilmeli. Ciddi
hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel olarak bitkilerden
yararlanılabilir" dedi.
Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde
edilebileceğini kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu
tavsiyelerde bulundu: "Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış
klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu
saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin.
Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine
gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir
avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın
demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız
zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte
cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz."
Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:
Ihlamur:
Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak
kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan
dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde
fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında
uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil
taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır.
Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir
daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size
yarardan çok zarar verebilir.
Yogi Çayı: Hintli
yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani
ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından
oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk
tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet
tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar
kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip
biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok
rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar
bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma
rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut
hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları
ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok
yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı
kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Biberiye: Bu güzel kokulu
bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı
hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak
gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde
sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit,
başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı,
ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat
vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın
atabilirsiniz.
Rezene: Rezene, Ege
Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene
çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak
rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu
zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk
algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı
yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları
iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına
başvurabiliriz.
Hindiba: Hem salatalarda,
hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba
iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve
şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan
biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin
romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır.
Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma
hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba
çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba
çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba
kullanılır.
Nane: Nane çayı, mide ve
bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim
sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş
ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi
rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında
da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze
veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine
bağlanır, sabaha kadar bırakılır.
Kekik: Kekik çok güçlü
bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol
birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor.
Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip
salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene,
bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı
çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek
kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak
kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin
Tıbbı'nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur.
Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve
canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi
durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve
romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını
içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam
aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı
olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak
cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Kızılderililerin
kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir.
Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve
boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi,
titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi
durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon
düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik
rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır.
Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla
hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
Elma: Elma, besin değeri
dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur.
Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için
bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar
ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma
yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu
cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir.
İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış
aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde
edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi
kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine
isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
Genç Kalmanın 20 Kolay Yolu Yıllara meydan okuyup, genç kalmak isteyenler için 20 öneri...
1- İştah arttırdığı için aromalı gıdalardan uzak durun. 2- Yemek sırasında alkol kullanmamaya özen gösterin, suyu masanızdan eksik etmeyin. 3- Tuz vücutta su tuttuğundan, kaçının. Tuz yerine yemekleri baharatla pişirin. 4- Kızartma ve hamur işlerinden uzak durun. 5- Her sabah, bir bardak ılık suya limon suyu karıştırıp için. 6- Akşam yemeklerini en hafif şekilde geçirmeye çalışın. 7- Hergün süt içmeye özen gösterin, kemikleri kuvvetlendirir. 8- 23:00 ile 01:00 arasında uyumaya çalışın. 9- Sofranızdan sebzeyi eksik etmeyin. 10- Yüzünüzü her sabah soğuk suyla yıkayın. 11- Saçlarınız için ayda en AZ bir kere B vitamini kürü yapın. 12- Cildinizin yenilenmesi için sık sık havuç suyu için. 13- Sinirlenince temiz havaya çıkıp, derin nefes alın. 14- Spor yapmaya özen gösterin. 15- Tüm kaslarınızı çalıştıran yüzmeye ağırlık verin. 16- Saçlarınızın beyazlamasını en azından geciktirmek için süt ve yumurta sarısı yiyin. 17- Cildinizin nem ihtiyacını hergün karşılayın. 18- Pozitif düşünün. 19- Bol bol gülün. 20- Mutlu olun.
Meyve Suları Tüketiciler genellikle, gazlı içeceklerden daha sağlıklı olduğu düşüncesiyle meyve sularını tercih ediyorlar. Aslında, meyve suyu üretimi son derece endüstriyel bir işlem. Örneğin portakal suyu, devasa miktarlarda üretiliyor. Portakallar bütün olarak sıkılıp tankın içine gider, bu da demektir ki, portakal kabuğundaki kimyasal böcek ilacı kalıntılarını da içiyoruz. Meyve suları yüksek sıcaklıklarda pastörize edilmelerine rağmen ısıya ve basınca dayanıklı mantarlar meyve suyunda yaşayabilir . Soya proteini ve pektinden yapılan bir bileşim portakal suyuna opak bir görünüm vermek ve tortunun dibe çökmesini engellemek için kullanılır.
Üzüm gibi diğer meyvelerin suları, meyve üretiminde kullanılan florid içerikli böcek ilaçları nedeniyle daha büyük risk taşır. Meyve sularının şeker içeriği yüksektir ve dişlere en az gazlı içecekler kadar zararı vardır!
Eğer meyve suyu içmek istiyorsanız, kendi meyve suyunuzu, kimyasal böcek-tarım ilacı kullanılmamış, organik olarak üretilmiş meyvelerden, kendiniz sıkın. Elde ettiğiniz meyve suyunu su veya maden suyu ile hafif inceltebilirsiniz. Bir lokantaya gittiğinizde ise maden suyunu içine bir dilim limonla isteyip içebilirsiniz.
Bunlara ilaveten, ayran gibi mayalı içecekleri bol bol tüketebilirsiniz. Bu tür içecekler bağırsak yapısına yardımcıdır. Bağırsak ve peklik sorunlarına iyi gelir, emzirme döneminde sütü çoğaltır, hastaları güçlendirir ve tüm vücuda kuvvet verir.
Her akşam saçınızı 100 kere fırçalamak sağlıklı mı? Saçları uçlarından sık sık kestirmek daha hızlı uzamasını mı sağlar?
Yanlış: Saçları uçlarından sık sık kestirmek daha hızlı uzamasını sağlar. Doğru:
Saçlar kestirseniz de kestirmeseniz de yaklaşık olarak 1,5 cm uzar.
Saçlar yazın belki daha çok uzayabilir AMA bunun makasla değil
hormonlarla ilgisi vardır. Saçlarınızı uçlarından aldırmak sadece daha
iyi bir görünüm sağlar.
Yanlış: Stres saçlarınızı dökebilir! Doğru: Saçlarınız
hemen hemen her zaman günde 50 ila 120 Tel arasında dökülür. Boşanma,
işinizi kaybetme, sağlıkta bozulma gibi büyük stres faktörleri belki
birkaç Tel daha saç kaybetmenize neen olabilir. Dökülmeye neden olan
diğer etkenler ise hamilelik veya antibiyotiklerdir. Dökülen saçların
yerine yenirleri birkaç hafta sonra kesinlikle yeniden çıkacaktır.
Yanlış: Şampuanı değiştirmek saçlarınızı daha sağlıklı yapar! Doğru: Bu tez gerçekçi gelse de uzmanlar sadece buna güler. Hiçbir ürün saç telleri arasındaki farklılıkları gideremez. Favori
şampuanınız saçlarınızda her zaman aynı etkiyi gösterir. Eğer yağlı
saçlarınız varsa veya çabuk kirlenen saçlarınız varsa, iki haftada bir
bunu gideren şampuanlar kullanabilirsiniz.
Yanlış: Eğer beyaz bir saçı kopartırsanız o bölgede daha çok beyaz saç oluşur. Doğru:
Bu doğru değildir ancak beyaz saçı kopartmak DA kötü bir alışkanlıktır.
Saç köklerine zarar verebilir, enfeksiyona neden olabilir veya iz
bırakabilir.
Yanlış: Saçlarına fön çekmezsen veya sarmazsan daha sağlıklı olur. Doğru:
Bigudiler 5 dakika içinde saçlarınızı şekillendirir ve hareketlendirir.
Şimdilerde saçı koruyan şekillendirme yöntemleri oldukça yaygın.
Yanlış: Gerçekten temiz saçlara sahip olmak için; Saçlarını iyice köpürtmen, durulaman ve tekrar etmen gerekir. Doğru: Bir kez yıkamak saçınızın yeterince temiz olmasını sağlar.
Yanlış: Saçlarınızı soğuk suyla köpürterek yıkamak saç tellerinize parlaklık verir. Doğru: Bu sizi uyandırabilir AMA saçlarınızın daha parlak görünmesine faydası olmaz.
Yanlış: Saç boyatmak büyük zararlara neden olabilir. Doğru:
Evde veya güzellik salonlarında kullanılan bugünün ürünleri, saçları
zayıflatmaz. Önemli olan saçlarınızı iyi boyayabilecek veya perma
yapabilecek profesyonel biri tarafından uygulanmasıdır.
Yanlış: Bazı cilt bakım ürünleriyle saçlarınızı dipten uca iyileştirebilirsiniz.. Doğru:
Çatlaklar için olan ürünler sadece çatlak için kullanılır. Balmumu veya
silikon içeren bu ürünlerin faydası yoktur. Saçlarınızın sadece daha
kolay şekil almasını sağlar ve yumuşatır.
Yanlış: Her gün saçlarınızı en AZ 100 kere fırçalamalısınız. Doğru: Saçlarınızı sadece şekillendirmek için fırçalayın. Fazla fırçalamak saç tellerinizin zayıflamasına neden olabilir.
'Aşırı sıcaklarda hangi sıvıları tüketmeliyim, nasıl sağlıklı beslenmeliyim' diye düşünüyorsanız uzman tavsiyesine göz atın!
Yaz
mevsiminde sıcaklık artışı ile birlikte bedenimizde birçok değişiklik
meydana geliyor. Vücut sıcaklığının normal değerlerde tutulabilmesi
için terleme ile birlikte sıvı kaybı oluyor. Suadiye Memorial Tıp
Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “yaz aylarında
sağlıklı beslenme” konusunda önemli bilgileri Verdi.
Günlük su kaybı yolları ve miktarı Günlük
olarak vücuttan yaklaşık 10 kupa (2,5 lt) su kaybı olur. Yaz mevsimi
ile birlikte bu oranlar aşağıdaki şekilde değişiklik gösterebiliyor.
İDRAR 4-6 KUPA
TERLEME 2-4 KUPA
SOLUNUM 1,5 KUPA
FECES (DIŞKI) 2/3 KUPA
(Kaynak: Roberta Larson Duyff, The American Dietetic Association’s Complete Food&Nutrition Guide, New Jersey)
Çeşitli şekillerde oluşan bu sıvı kayıpları farklı seçenekler altında sıralanan içecekler yoluyla giderilmeye çalışılmalıdır.
Ne içilmeli? Su,
mevcut birçok içecek arasında en iyi seçim.. Bununla birlikte terleme
ile birlikte kaybedilen elektrolitlerin yerine gelmesi açısından ayran
ikinci tercih olabiliyor. Taze sıkılmış meyve suları DA (bekletilmeden
içildiği takdirde) vitamin içeriği ve antioksidan (Vücudun bağışıklık
sistemini destekleyici) özelliklerinden dolayı tüketilebiliyor. Çay,
kahve gibi içecekler ise, bir parça sıvı ihtiyacını karşılasalar bile
uzun vadede diüretik (sıvı attırıcı) etki gösteriyor. Beslenmenin anahtar sözcüğü; Form Aslında
formda olmanın NE yaşı NE de zamanı bulunuyor. Fakat ilkbahar ve yaz
mevsimiyle birlikte başlayan formda olma ve bunu sürdürme isteği
sağlıklı beslenmeyi de beraberinde getiriyor. Özellikle sıcaklık artışı
ile birlikte kilo problemleri, olduğundan daha fazla sorunlar yaratmaya
başlıyor. Yaz mevsiminde sıvı ihtiyacıyla birlikte tansiyon,
hipoglisemi ( kan şekerinde düşme yaşanması) ve ödem (vücudun su
toplaması) gibi sağlık sorunları DA ortaya çıkıyor. Bunların önlenmesi veya en aza indirgenmesi için bunlara dikkat edin!
Yaz mevsiminde yaşanan ani kan şekeri düşmeleri ara öğünlerde
sağlıklı atıştırmalar yaparak dengelenebilir (örneğin; kuru meyveler,
ayran gibi). Ayrıca kan şekerinin dengede tutulabilmesi için, ekmek
grubunda tam tahıl denilen esmer ekmekler tüketilebilir. Şekerleme ve
tatlı gıdalardan uzak durmaya çalışılmalıdır.
Tansiyon ve ödem sorunlarının giderilmesi için ise tuz ve
tuzlu yemeklerden kaçınılmalıdır. (örneğin; turşu, salamura, cipsler
gibi)
Salatalar yağlı soslar yerine limon, sirke ve bir parça sıvı yağ ile tatlandırılabilir.
Özellikle etlerin kızartılması yerine ızgara ve buğulama gibi
yöntemlerle pişirilebilir. Haftada 2 kez kırmızı et ve diğer zamanlarda
ise balık, tavuk ve Hindi eti tercih edilebilir.
Yazın hamur işi tatlılar yerine dondurma, meyve salataları veya sütlü tatlılar tüketilebilir.
Meyve ve sebze grubu günlük 2-4 porsiyon arasında tüketilmelidir.
Sebzelerden kızartma yapmak yerine sebze yemeği şeklinde değerlendirilebilir.
Sıcaklık artışı ile birlikte besin zehirlenmelerinde artışlar
yaşandığı için, satın alınan ürünlerin son kullanma tarihlerine mutlaka
bakılmalıdır.
Uzmanlar, hayat boyu sağlıklı dişlere sahip olmak için uyumadan önce dişlerin fırçalanması ve yapılan diş bakımının ardından yatıncaya kadar başka hiçbir şey yenilmemesinin büyük önem taşıdığını açıkladı.
Diş Dostu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Oktay Dülger, doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının öneminin çok büyük olduğunu belirtti.
Diş ve diş eti hastalıklarının Türkiye'de ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasında olduğunu ifade Eden Dülger, ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için bu konuya gereken önemin verilmediğini söyledi.
Diş bakımının yapılması halinde 70-80 yaşında bile bir elmayı ısırarak yemenin mümkün olduğunu belirten Dülger, "Sıklıkla (diş bakımı yapmak için günün en önemli saati NE zamandır?) şeklinde bir soruyla karşılaşıyoruz. Uykudan önce dişlerin fırçalanması çok önemlidir" dedi.
Dülger, "Ağız ve diş bakımının ardından yatıncaya dek başka hiçbirşey yenilmemesi de aynı şekilde önem taşır. Gece uykuda yutkunma sayısı ve tükürük salgısı azalır. Fizyolojik doğal temizlik de ortadan kalkar. Özellikle ağzı açık uyunması ile tükürüğün koruyucu etkisi tamamen ortadan kalkar. Hem diş hem diş eti hastalıkları hızla yayılır. Bunu engellemek için de çeşitli ağız kuruluğu ürünleri mevcuttur. Bunlar diş macunu, ağız gargarası ve jeli şeklindeki ürünlerdir" diye konuştu.
Gece en ideal diş bakımının 3 dakikada yapılabileceğini belirten Dülger, 2 dakika süren diş fırçalamanın ardından 1 dakika süreyle diş ipi kullanarak dişlerin arasının temizlemesinin genellikle yeterli olduğunu sözlerine ekledi.
Uzun süre ıslak mayo ile oturmak, idrar yolları enfeksiyonu ve prostata neden oluyor.
Uzun süre ıslak mayo ile oturmak, idrar yolları enfeksiyonu ve prostata neden oluyor.
Islak
mayo ile kalınması durumunda çeşitli hastalıkların oluşabileceğini
ifade eden Prof. Dr. Okyar, “Erkeklerde uzun süre ıslak mayo ile
oturmak, idrar yolları enfeksiyonu ve prostata neden olabilir” diye
konuştu.
Mayoların hava almayan kumaşlardan yapıldığını kaydeden
Prof. Dr. Okyar, şunları söyledi: “Mayolar naylondan yapılmıştır ve
sentetik maddeler içerir. Bu maddeler testislerin hava almasını
engeller. Ayrıca genital bölgenin uzun süre ıslak kalması, birtakım
hastalıklara zemin hazırlar. Bu nedenle havuz ya da denizden çıkıldığı
zaman ıslak mayoların çıkarılıp kuru mayoların giyilmesi gerekir.”
SLİP YERİNE ŞORT TİPİ İÇ ÇAMAŞIRLAR
Dar
iç çamaşırlarının da genital rahatsızlıklara neden olabileceğini ifade
eden Prof. Dr. Okyar, “Özellikle pamuklu olmayan iç çamaşırlar,
testislerin hava almasına engel olduğu için erkeklerin üreme sağlığında
sorun yaratabiliyor” diye konuştu.
Erkeklerin slip iç çamaşırı
yerine şort türü iç çamaşırları tercih etmesinin faydalı olacağını
kaydeden Prof. Dr. Okyar, şöyle konuştu: “Slip iç çamaşırlar testisin
skrotuma (testislerin bulunduğu torba) baskı yapıyor. Ayrıca pamuklu
olmayan slip çamaşırlar genital bölgenin hava almasına engel oluyor. Bu
durum bakteri oluşumuna neden oluyor. Bu nedenle şort tipi iç
çamaşırların giyilmesi, genital sağlık açısından faydalıdır.”