A'DAN Z'YE TÜM SANATÇILARIN BÜTÜN ALBÜMLERİNİ BEDAVA DİNLEYEBİLİRSİNİZ .
|
Online
Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız
|
7/6/2007 - Evanescence, 24 Haziran’da İstanbul’da |
Yıllardır beklenen rüya gerçek oluyor... Modern Rock’ın masal prensesi Amy Lee ve grubu İstanbul’a geliyor.

Amerikan alternatif rock dünyasının Grammy
ödüllü topluluğu Evanescence İstanbul’da yazın unutulmayacak
performanslarından birine imza atmaya hazırlanıyor.
Yeni albüm The Open Door ve Dünya Turnesi Grup “Anywhere but
Home” adını verdikleri DVD/CD konser albümünün ardından “The Open Door”
adını verdikleri yeni albümleri üzerinde çalışmaya başladı. Albümden
yayınlanan ilk single “Call Me When You‘re Sober” tüm dünyada kısa
sürede dev bir radyo hiti haline geldi. Albüm sadece Kuzey Amerika’da
ilk 7 gün içinde 500 bin kopya satarak Billboard listelerine 1
numaradan yerleşti. “The Open Door” aynı zamanda Avustralya, Almanya,
Japonya, Fransa, Kanada, Hollanda ve İtalya gibi çok sayıda ülkede
zirveye yükseldi. Grup 2006 Ekim ayında Toronto’da başladıkları dünya
turnesini sürdürüyor. Amy Lee ve ekibi kendi turneleri dışında bu yaz
Korn ile birlikte headliner olarak yer alacakları Family Values turnesi
kapsamında da hayranlarıyla buluşuyor olacak.
Modern Rock masalı Evanescence ile 24 Haziran 2007 ‘de, Pazar gecesi Turkcell Kuruçeşme Arena’da gerçek oluyor...
Biletix
kanallarından ve Babylon gişesinden satışa çıkan biletler, kısa bir
süre için müzikseverlere avantajlı bir fiyattan sunuluyor. Normal
biletin fiyatı ön satışta 75 YTL iken, sahne önü biletlerinin fiyatı
175 YTL olarak belirlendi.
Tarih: 24 Haziran 2007 Pazar Mekan: Turkcell Kuruçeşme Arena Kapı Açılış: 18:00 Konser Saati: 21:00 Ön Grup: Hayko Cepkin
www.evanesence.com
*Mükemmel bir konser olacağına eminim.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/6/2007 - Radar Live 2007 |
Festivalde
canlı performansların yer alacağı iki ayrı sahne haricinde bir de
aralarında Fuchs, Cervus, Tangun, Cure-shot, Kaan Düzarat, Barış
Türker, Agentorange ve Mabbas gibi isimlerin bulunduğu tüm Dinamo 103.8
dj�lerinin aralıksız performans gösterecekleri dj sahnesi yer alacak ve
tüm gün ve gece boyunca house, breakbeat, electro, hip hop, down tempo,
soul, minimal, drum and bass, tech-house gibi soundlarla müzikseverler
plajda dansın tadını çıkaracaklar.
Henüz
bir yaşını doldurmamış olmasına rağmen müzikseverlerin büyük beğenisini
kazanan "sürekli festival" Radar Live 2006-2007 sezonunda
gerçekleştirdiği festival ve sonrasındaki aylık etkinlikleri takiben bu
yaz bambaşka bir hacim ve çok iddialı bir programla müzikseverlerin
huzuruna çıkıyor. World Card ana sponsorluğunda, Marilyn Manson, Groove
Armada, James, Kelis, The Rapture, The Magic Numbers, Duman, Juliette
Lewis and The Licks, The Long Blondes, Cocorosie, Beirut, CSS, The
Rakes, The Horrors, Jamie Lidell, Booka Shade, Babazula, Replikas,
Gevende gibi bir çok heyecan verici grup ve sanatçının sahne alacağı
Radar Live'da Radio Slave, Jimpster gibi çok önemli yabancı dj'ler ve
tüm Dinamo 103.8 Dj'leri de performans sergileyecekler.
Sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın da en büyük ve saygın
festivallerinden birisi olmayı hedefleyen ve organizasyonu Dinamo
tarafından gerçekleştirilen Radar Live ile ilgili her türlü bilgi ve
yeni gelişme www.radarlive.com adresi üzerinden öğrenilebilir.
Radar Live'ın bilet satışları Biletix üzerinden gerçekleşecek. Ayrıntılı bilgi için www.biletix.com
Radar
Live Avantajlı Kombine Kamp Biletleri Kısıtlı Bir Süre İçin Daha
Satışta! Askerlik sonrası ilk festival konserini verecek Duman ise
kampçılara hediye!
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
4/6/2007 - Türkiye’nin saklı 101 tatil yeri |
| Türkiye’nin saklı 101 tatil yeri
SERKAN KARA
Gezmeyi sevenler bilir. Gidilecek yerde sizi en çok düşündüren; nerede
kalacağınız ve ne yiyeceğinizdir! Gidilen yerdeki bir ayrıntıyı
kaçırmaksa en üzücü olanıdır hiç şüphesiz... Bunu ancak dönüşünüzde,
arkadaşlarınızın size yönelttiği sorulardan anlayabilirsiniz; fakat iş
işten geçmiştir... Türkiye’nin ödüllü iki turizm yazarı olan Saffet
Emre Tonguç ve Fatih Türkmenoğlu, Edirne’den Ayvalık’a, Antakya’dan
Ağrı Dağı’na kadar Türkiye’de ilk olarak gezilip görülmesi gereken 101
yeri yazdı. Kitapta 101 yerle ilgili mitolojik öykülerin ve tarihsel
bilgilerin yanı sıra nerede kalınır, nerede yenir, ne yapılır gibi
ipuçları da veriliyor. Kitabın içinde bahsedilen pansiyonların,
otellerin, restoranların -gitmeden önce de ulaşılabilsin diye- telefon
numaraları ve internet adresleri verilmiş. “Türkiye’de Görülmesi
Gereken 101 Yer” adıyla Boyut Yayınları’ndan çıkan kitap, içerisinde
anlatılan 101 yer için tereddütlerinizi en aza indirecek gibi...
Kitapta kullanılan bin civarındaki fotoğraftan yüzde 90’ı Tonguç’a ait.
Geri kalan kısmı ise Şemsi Güner, Asude Akınlı ve Ferhan Güngör gibi
fotoğrafçılardan alınmış.
Kitabı Fatih Türkmenoğlu ile ortak yazmalarının sebebini;
“Türkiye’nin en iyi iki turizm yazarı olarak bir sinerji oluşturmak
istedik.” cümleleriyle açıklıyor Saffet Emre Tonguç. Seçilen yer
sayısının 101 olması ise Amerikan sisteminin bir parçası... Durumu
şöyle izah ediyor Tonguç: “Amerikan sisteminde ilk dersler hep 101 diye
başlar. Türkçe 101, İngilizce 101, Matematik 101 gibi... Biz de
dolayısıyla bunu başlangıç kitabı yapalım dedik. Ve o yüzden de
Türkiye’de görülmesi gereken en önemli, en popüler 101 yeri buna göre
belirledik.” Tonguç bir sonraki ortak kitaplarının isminin ise ‘102’
olacağını söylüyor. 102 daha detaylı gezmek isteyenlere yönelik
yazılacakmış. Örneğin o kitapta Sagalasos gibi, Kemaliye gibi bütün
gezginlerin gitmeyi düşünmediği, sadece gezmeyi gerçekten çok
sevenlerin gitmeyi planladığı yerler olacakmış. Kitabın içinde
kullanılan ve Saffet Emre Tonguç’a ait olan fotoğraflar, 1-15 Haziran
2007 tarihleri arasında 6. yy’dan kalma Bizans sarnıcı olan Nakkaş
Sanat Galerisi’nde sergilenecek. Nakilbend Sokak No: 33 Sultanahmet
0212 516 52 22
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
4/6/2007 - Dünyanın ritmini Stomp’la yakalayın! |
| Dünyanın ritmini Stomp’la yakalayın!
FULYA ÖZLEM
Dünyaca ünlü ritim grubu Stomp İstanbul’a geldi. Şovu 9 Haziran’a kadar
Kuruçeşme Arena’da izleyebilirsiniz ama sahnede maşalı, süpürgeli,
tencere, tavalı adamlar ve kadınlar görürseniz sakın şaşırmayın. Çünkü
onlar ellerine ne geçerse çalıyorlar. Varillerin önünde beliriveren birkaç eli maşalı, süpürgeli adam
ve kadın, fırça darbeleriyle yeri göğü inletiyor bugünlerde
İstanbul’da. Kuruçeşme Arena’nın ev sahipliği yaptığı Stomp ritim
grubunun şovları, her şeyin birer enstrüman, özellikle de ritim
enstrümanı olabileceğinin kanıtı. Aralarında profesyonel tap
dansçılarının, perküsyon ustalarının bulunduğu Stomp üyeleri, kâh
adımlarını yere vurarak, kah boyunlarına astıkları evyelere su
damlatarak, kâh yerleri süpürerek, her bir “çıt!” ya da “pat!”ı basit
zamanlı bir ritmin vuruşları haline getirebiliyorlar. Seyirci
katılımının yüksek olduğu şovlarında zıp zıp zıplayan Stomp’tan Fraser
Morrison ile bir sohbete buyurun...
“Stomp” fikri nasıl ortaya çıktı?
Stomp, grubun yaratıcılarından ikisinin Avrupa’nın hemen hemen
tüm şehirlerinde sergiledikleri bir sokak gösterisi olarak ortaya
çıkmış. Bir davulcu olarak davul setini her yere taşıyamayacağından,
sokakta eline ne geçerse -çöp tenekesi, sokak lambası ya da parkta bir
bank mesela- onu bir vurmalı çalgı gibi çalmaya başlamış. Sonra bunu,
“eline o an ne geçerse, ne bulursan onu çal” konseptine dayalı bir
sahne şovuna dönüştürmek akıllarına gelmiş. Bunu bir şov olarak denemek
için ilk kez Edinburgh Festivali’nde sahneye koymak üzere 40 dakikalık
bir gösteri hazırlamışlar ve ilk deney bu olmuş böylece.
Ne zaman olmuş bu?
1991’de. Yani uzun zaman önce! Ve işte oradan, tamamen sokak
şovlarındaki bu fikirden gelişen bir gösteri. Ve bir sahne şovu bu
uzunlukta olacaksa, yani düşünün şu an şov 1 saat 40 dakika sürüyor ve
tek diyaloğunuz, tek hikâye anlatma dizgeniz ritim, saf ritim.
Peki, Stomp’tan haberi olmayan biriyle “Ne iş yaparsın?”
“Müzisyenim” “Aaa öyle mi, ne çalıyorsun?” muhabbetine girdiğinizde
sizin cevabınız ne oluyor?
(Gülüşmeler) Büyük çoğunluğumuz zaten davulcu.
Dolayısıyla davulcularla ilgili hep yapılan şakalar: “Davulcular,
müzisyenlerin peşine takılan kimselerdir” sözü bize gayet uyuyor. Tabii
bir de adam “E, kiminle çalıyorsun o zaman?” deyince işte “Stomp’la
çalıyorum, Stomp böyle böyle bir grup diye” anlatmak var, hâlâ “Peki
sen ne çalıyorsun?” diye üstelerse “Yahu, elime ne geçerse onu
çalıyorum” diye cevap vermek mümkün.
Ya da “domestik ev aletleri” çalıyorum demek...
Aynen öyle. Her şey bir vurmalı çalgıya dönüşebilir, kendi vücudunu da çalabilirsin...
Evet, dün gece gördüm şovunuzda. Peki ses sisteminde
sahnedeki mikrofonlar dışında, kendi bedeninizde ayrı bir mikrofon, ses
alma cihazı kullanıyor musunuz?
Hayır, tamamen var olan ses sistemini kullanıyoruz. Hatta küçük
kapalı bir yerde konser veriyorsak, hiç ses sistemi kullanmamayı tercih
ederiz, tamamen akustik olarak yaparız performansı. Yeter ki zemin
sağlam olsun, yani yere daha kuvvetli vurduğumuzda tehlike yaratmayan
cinsten.
Her sahnelediğiniz gösterinin belirli bir teması var mı?
Şovu dün gece gördünüz, bu gece tekrar görseniz tamamen farklı
şeyler, daha önce fark etmediğiniz şeyler bulabilirsiniz şovda.
Defalarca izleyip, her izleyişinizde farklı bir ayrıntıya yoğunlaşmanı
mümkün. O yüzden belirli ve her şovda değişen bir temadan ziyade böyle
bir değişkenlik barındırıyor. Yani izleyicinin algılarına göre, bireyin
nasıl algıladığına göre değişiyor her şey. Biz şova değişen bir tema
yüklemiyoruz.
Sahne dekoruna baktığımızda da böyle belirli göndermeleri
olan tek bir yer değil de her yer olabilirmiş izlenimi veren bir dekor
söz konusu: Bir hapishane ya da oto yıkama-yağlama servisi olabilecek,
her yere benzeyen bir hiçbir yer sanki.
Tamamen öyle. Biz de zaten tek bir kavrama indirgenmiş olarak algılansın istemeyiz.
Fazla geziyorsunuz dünyayı. Gittiğiniz yerlerde de çok farklı
ritimlerle karşılaşıyorsunuz. Örneğin Dave Brubeck Quartet’in buradaki
5/8’lik ve 9/8’lik ritimlerden etkilenip “Take Five” ve “Blue Rondo a
la Turk”u bestelemesi gibi, siz de duyduğunuz farklı ritimleri
müziğinize dahil ediyor musunuz?
Açıkçası ritimsel olarak pek fazla değişiklik yapmıyoruz. Ama
gittiğimiz yere özgü tınısı çok belirgin bir biçimde kendini
hissettiren bir ses, bir gürültü hatta enstrüman olarak
kullanabileceğimiz yeni bir eşya ile karşılaştığımızda, zaman içinde
organik olarak o ekleniyor müziğimize. Eğer örneğin burada herkesin bir
şekilde ilişki içerisinde olduğu bir nesneyi, şovumuza ekleyebiliyorsak
ve yaptığımız şey şovun bütünlüğüne uyuyorsa. Ama yine dediğim gibi
bulunduğunuz yer ve zamana bağlı şeyler bunlar. İstanbul’a ilk gelişiniz galiba. İzlenimleriniz ne?
Geleli daha birkaç gün oldu gerçi; ama şimdiye kadar gördüklerimizi çok sevdik. Canlılığını, devamlı bir hareketin olmasını…
Türkiye’den ritim ustaları tanıyor musunuz?
Hayır, şahsen pek tanımıyorum maalesef.
Türkiye’deki ritimlere aşinalığınız var mı? Türk aksağı, Karadeniz’den 7 vuruşlu ritimler mesela.
5’li, 7’li vs. gibi ritimlerle ara sıra deneyler yaptığımız
oluyor elbette; ama Stomp olarak daha çok 4/4’lükte karar kılmış
durumdayız. Çünkü bunun nereye giderseniz, seyircinin katılımını
kolaylaştıran, herkesin iştirak edebildiği bir ritim olduğunu
düşünüyoruz. Yani insan daha “zekice, şık” duruyor diye 7 vuruşlu, 9
vuruşlu ritimler kullanabilir sahnede; ama seyircinin kafası da bir o
kadar çabuk karışır böyle durumlarda. O yüzden, biz başından beri,
ritmi basit tutalım, herkesin anlayabileceği basit bir ritmin üzerine
çalalım diyerek oluşturduk şovumuzu. Ama değişikliğe tabii ki her zaman
açığız.
Stomp’u da içeren koca bir orkestrayla birlikte oluşturduğunuz yeni bir proje varmış. Biraz ondan bahseder misiniz?
Evet, bu bir festival grubu aslında. Adı da “The Lost and Found
Orchestra” (“Kayıp Eşya Orkestrası”) 50 kişilik bir yaylılar,
nefeslilerden oluşan orkestra ve onlara eklemlenen Stomp. Üstelik
elbette bu orkestrada da enstrümanlar sıra dışı: Yaylılar müzikal
testerelerden (‘müzikal testere’ diye bir alet var, gerçekten de bir
yaylı enstrüman ve klavyesi müzik çalmak üzere inşa edilmiş, tampere
bir alet. Ünlü İngiliz grup Tiger Lilies de onu kullanıyor.),
nefesliler ise su boruları ve çeşitli trafik düdüklerinden oluşuyor.
Biz de Stomp olarak bu orkestranın ritim bölümüyüz. Ancak 50 kişi,
tahmin edersiniz ki gezmek ve konserler vermek için oldukça kalabalık.
O yüzden bu şov daha çok festivallere yönelik. Şu ana kadar Sydney’de
Opera Evi’nde 10 şov ve Brighton’da şovlar gerçekleştirdik. Ama
açıkçası organizatörlere pahalıya patladığından kolay olmuyor bu koca
şovu her yerde sahnelemek. Ama nefis bir şey, çok çok eğleniyoruz
onunla.
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
2/6/2007 - Rock’n Coke 5. yıl programı açıklandı! |
Coca Cola'nın sponsorluğunu yaptığı "Rock'n Coke İstanbul Festivali 2007", 31 Ağustos ile 2 Eylül 2007 tarihleri arasında Hezarfen Havalimanı'nda gerçekleştirilecek. Festivale katılacak gruplar ile yerli ve yabancı müzisyenlerin katılımıyla The Hall'de düzenlenen 5. yıl partisine ilişkin yapılan açıklamada, 31 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında Hezarfen Havalimanı'nda gerçekleştirilecek festivalde, The Smashing Pumpkins, Franz Ferdinand, Chris Cornell ve Manic Street Preachers gruplarının sahne alacağı belirtildi. Açıklamada, festivalde Teoman, Özlem Tekin, Aslı, Rashit, Hayko Cepkin gibi müzisyenlerin yanı sıra Pentagram, Within Temptation, Gripin ve 110 isimli müzik gruplarının da sahne alacağı kaydedildi. Açıklamada, Alternatif Sahne'de ise Erol Alkan, DJ Mehdi, Uffie&Feadz, Filthy Dukes, Style-ist, Agentorange, Mabbas, Buraka Som Sistema, Ayben&Fairuz Derinbulut, Bedük, Üçnoktabir, Popcorn, Digital Playground, Neon, Ayyuka, Rumblefish, Raining Pleasure, Dirty Soundsystem tarafından sunulacak gösterilerine yer verileceği ifade edildi. Şimdiye kadar 4 kez düzenlenen Rock'n Coke organizasyonlarına çeşitli ülkelerden 500'den fazla müzisyenin katıldığı belirtilen açıklamada, ilk yıl 2 günde 40 bin kişi tarafından izlenen, 4 bin kişinin çadır kurduğu ve hazırlıklarında yaklaşık 2 bin kişinin görev aldığı Rock'n Coke'ın, günümüzde 55 bin izleyiciyi ağırlayan, 10 bin kişinin kamp yaptığı, 7 bin kişinin görev aldığı bir açık hava müzik etkinliği konumuna geldiği belirtildi. Açıklamada, festival biletlerinin Biletix firması aracılığıyla satışa sunulacağı ifade edildi.





__._,_.___
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
2/6/2007 - 5.Türkçe Olimpiyatları |
Uluslararası Dil Öğretim Derneği tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Uluslararası
Türkçe Olimpiyatları, on gün boyunca renkli görüntülere sahne olacak. Amerika’dan
Vietnam’a, Brezilya’dan Tanzanya’ya kadar 100 ülkeden gelen 500 yabancı öğrenci,
şiir, şarkı, sunum, makale ve temel Türkçe becerileriyle yarışacak.
24 Mayıs – 3 Haziran tarihlerinde yarışma bölümü Ankara Kızılcahamam’da, finali
de İstanbul’da yapılacak olan 5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na ön müracaatta
bulunan ülkeler sırasıyla, ABD, Afganistan, Almanya, Arjantin, Arnavutluk, Avustralya,
Avusturya, Azerbaycan Bangladeş, Belarus, Belçika, Bosna Hersek, Brezilya, Bulgaristan,
Burkina Faso, Brezilya, Cezayir, Çad, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, Endonezya,
Etiyopya, Fas, Filipinler, Finlandiya, Fransa, Gana, Gine, Güney Afrika, Güney Kore,
Gürcistan, Hindistan, Hollanda, Irak, İngiltere, İran, İspanya, İsveç, İsviçre,
İtalya, Japonya, Kamboçya, Kamerun, Kanada, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kolombiya,
Kongo, Kosova, Laos, Letonya , Litvanya, Lübnan, Macaristan, Madagaskar, Makedonya,
Malavi, Malezya, Mali, Meksika, Mısır, Moğolistan, Moldova, Moritanya, Mozambik,
Myanmar(Burma), Nahçivan Ö.C., Nepal, Nijerya, Norveç, Orta Afrika Cumhuriyeti,
Özbekistan, Pakistan, Papua Yeni Gine, Polonya, Romanya, Rusya Federasyonu, Senegal,
Sırbistan, Singapur, Slovenya, Srilanka, Sudan, Suriye, Suudi Arabistan, Şili, Tacikistan,
Tanzanya, Tayland, Tayvan, Tunus, Türkmenistan, Uganda, Ukrayna, Ürdün, Vietnam,
Yemen, Yeni Zelanda ve Yunanistan. Birinci Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nda
17 ülke, ikincisinde 24 ülke, üçüncüsünde 41 ülke ve dördüncüsünde 83 ülke ağırlayan
Türkiye, bu yıl da Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarında 100 ülkeyi ağırlayacak.
TÜRKİYE’DE 500ÖĞRENCİ DERECEYE GİREBİLMEK İÇİN TER DÖKECEK
Türkiye’deki yarışma için tam bir yıldır hazırlanan binlerce öğrenci arasında seçilen
500 yarışmacı, kendi ülkelerinde de bir dizi sınav ve yarışma sonrasında seçilen
öğrencilerden oluşuyor. 13-21 yaş arası öğrencilere açık olan yarışma, ülkesinde
öğrenim gördüğü dilin dışında yabancı dil olarak Türkçeyi seçmiş olanlara açık.
Ülkesini temsil edecek öğrencinin, önce sınıf, ardından okul, son olarak da okullar
arası düzenlenen Türkçe yarışmasında ülkesinde birinciliği kazanmış olması gerekiyor.
Ülkeler, tek öğrenciyle katılabildiği gibi takım halinde de yarışmaya katılabiliyor.
Ekim ayı itibariyle başlayan yarışma hazırlıkları Nisan – Mayıs aylarında sonuçlanıyor
ve Türkiye’de düzenlenen olimpiyatlarla birlikte son buluyor. Yarışmacılar www.turkceolimpiyatlari.org
adresi üzerinden kayıtlarını yaptırıyorlar.
Final gecesi İstanbul’da yapılacak olan 5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Konuşma
Yarışması, Yazma Yarışması, Şiir Yarışması, Şarkı Yarışması, Sunum Yarışması, Genel
Kültür Yarışması, Özel Beceriler Yarışması, Üniversite Öğrencileri için Makale Yarışması,
Ülke Tanıtım Stantları Yarışması olmak üzere dokuz kategoride gerçekleştirilecek.
Konuşma ve Yazma Yarışmaları kendi içinde 6 dil seviyesinde yapılacak. Bu dil seviyeleri
Temel Seviye Yabancı Dil Türkçe, Temel Seviye 2. Yabancı Dil Türkçe, Temel Seviye
Türkiye Türkçesi, Orta Seviye Türkçe, İleri Seviye Türkçe, Ana Dil Türkçe Kategorilerinden
oluşuyor. Değerlendirmelerin bilimsel ve popüler jüri tarafından yapılacağı yarışmalarda
dereceye giren öğrencilere madalya ve para ödülü verilecek.
ULUSAL VE ULUSLARARASI KURUMLAR TARAFINDAN DESTEKLENİYOR
Türkçeyi dünyada hak ettiği konuma getirmek, dilimizin daha yaygın bir şekilde kullanılmasını
sağlamak ve Türkçeyi en iyi öğrenenleri ödüllendirmek amacıyla 2003 yılından beri
düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür
Merkezi, UNESCO ve TİKA tarafından destekleniyor.
Türkçe Olimpiyatları, başladığı günden bu yana katılan ülke sayısının artması nedeniyle
bir çığ gibi büyüyor. 2003 yılında 17 ülkeyle başlayan ve bugün 100 ülkeye ulaşan
yarışmacı ülke sayısı her geçen yıl artıyor. Dilini öğrendikleri ülkeyi gören ve
insanlarıyla kaynaşan yüzlerce öğrenci ve öğretmen, ülkelerine dönerken beraberinde
tatlı anılar da götürüyorlar. İşte bu nedenden dolayı Türkçe Olimpiyatları, Türkiye’nin
tanıtımında da büyük rol üstleniyor.
İSTANBUL’DA KÜLTÜR ŞÖLENİ
Türkiye’ye kafileler halinde gelecek olan yarışmacı öğrenciler, Ankara Kızılcahamam’da
konaklayacak ve buradaki jüri tarafından çeşitli kategorilerde sınavlardan geçirilecekler.
Daha sonra İstanbul’a gelecek olan yarışmacı öğrenciler, ülke stantlarının bulunduğu
kültür şöleninde ülkelerinin kültürlerini sunacaklar. Tüm okullardan ve İstanbul
genelinden 150 binin üzerinde ziyaretçinin gelmesi hedeflenen şölen iki gün sürecek.
Özel jürinin ve halk jürisinin değerlendirdiği şölen sonunda orijinallik, zenginlik,
görsellik, halk oylaması, tanıtım ve etkinlik dallarında ülkelere 1000’er YTL ödül
dağıtılacak.
Yarışmaya katılan ülkelerin büyükelçileri ve devlet erkânından isimlerin de katılacağı
final gecesi öncesinde tüm Türkiye, 5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları posterleriyle
donatılacak. Otobüs duraklarından billboardlara, otobüs ve tramvaylardan üst geçitlere
kadar ülke genelinde pek çok yerde 5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın posterleri
olacak.
5. ULUSLARARASI TÜRKÇE OLİMPİYATLARI İLKLERİ
- Yarışmacılara Meclis Özel Ödülü: 2006’da gerçekleştirilen final ve ödül
töreninde konuşan Meclis Başkanımız Sayın Bülent Arınç’ın sözü üzerine 5. Uluslararası
Türkçe Olimpiyatları’nda TBMM de yarışmacılara özel bir ödül verecek.
- Olimpiyat Belgeseli: Olimpiyatın perde arkasındaki öğretmenlerin, dünyanın
dört bir köşesindeki öğrencilerin hazırlık sürecinin, Türkiye’deki yarışmaların
ve muhteşem final organizasyonunun anlatılacağı olimpiyat belgeseli hem 500 bin
adet basılıp satışa sunulacak, hem de en az iki ulusal televizyonda yayınlanacak.
- Olimpiyat Hatıra Ormanı: Ankara Kızılcahamam’da 2006’dan itibaren her yıl
katılan tüm ülkelerin birer ağaç dikerek genişleteceği bir hatıra ormanı oluşturulacak.
Her yıl yapılan ağaç dikiminde o senenin ana sponsorunun logosunun yer aldığı bir
tabela da dikilecek.
- Dünya Barış Korosu: 100 ülkeden yarışmacıların katılımıyla oluşturulacak
olan Dünya Barış Korosu ‘Olimpiyat Şarkısı’ dahil olmak üzere Türk müziğinin seçkin
parçalardan oluşan bir repertuar seslendirecek. CD’ler 82 NT mağazasında yurt çapında
satışa sunulacak.
- Ünlü Jüri Üyeleri: Alanında isim yapmış 10 Türkolog hem yarışmaların bilimsel
jürisinde üye olarak, hem de olimpiyatlar boyunca düzenlenecek sempozyumlarda konuşmacı
olarak ülkemize gelecek.
- SMS ile halk oylaması: İki ulusal televizyon kanalında canlı yayınlanacak
final gecesi öncesinde şarkı ve şiir dallarında finale kalan yarışmacılar SMS yoluyla
halktan da oy toplayacak
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
Taksim1984, ScorpionkinG, DJTieSToTR, Ulubatlı
Kategoriler
Arkadaşlarım
• fevzi293 • eglencecafe
Güncel
Online E-Devlet Hizmetleri
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
SSK Hizmet Dökümü
İnternet Vergi Dairesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Telefon Rehberi
Altin Sayfalar
ÖSYM Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Sonuçları
ÖSS Sonuçları
KPSS Sonuçları
KPDS Sonuçları
LES Sonuçları
TUS Sonuçları
ÜDS Sonuçları
ALS Sonuçları
DGS Sonuçları
Aöf Sonuçları
Diğer Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Takvimi
E-Devlet Linkleri:
Devletim.com
Online Hizmetler
Milli Eğitim Bakanlığı
Üniversiteler
Sağlık Bakanlığı
Emeklilik Hizmetleri
Hukuk ve Adalet
Emniyet Hizmetleri
Ekonomik ve Mali İşler
İş ve Eleman Arama
Genel Devlet Kurumları
Bakanlıklar
Valilikler
Belediyeler
Kaymakamlıklar
Siyasi Partiler
Silahlı Kuvvetler
Sivil Toplum
Engelli Sayfaları
Elçilik - Konsolosluklar
Avrupa Birliği
K.K.T.C.
Turizm
Tatil ve Gezi Rehberi
Deprem Linkleri
Haber Kaynakları
Faydalı Linkler:
Aöf Deneme Sınavı
Dgs Deneme Sınavı
Kpss Deneme Sınavı
Les Deneme Sınavı
Smmm Deneme Sınavı
Aöf E-Öğrenme
Site Yöneticisine mesaj
|